Overblog Suivre ce blog
Editer l'article Administration Créer mon blog

Emine Akbucak, “Dioptrics Fotoğraf Sergisi”

31 Mart-14 Nisan 2012 (Açılış : 31 Mart Cumartesi 18.30)

Galeri Artist - Çukurcuma

 

 

01.jpg

 

 

Işık Zaman Mekan olgusu üzerine bir fotoğraf çalışması

 

Işık “görmek” ediminin ana unsurunu oluşturuyor. Işık olmadan birçok şeyin varlığından söz etmemiz mümkün değil. Geceyle gündüz arasındaki farkın temel kaynağını oluşturan da o. Işık, kendini bazen nesnede görünür kılıyor, bazen nesnenin kendisini görünür kılıyor.

Nesnenin kendisi varlığını ışığın aydınlatıcı etkisinde ortaya koyuyor. Işıkla birlikte süslenerek kendine en güzel görünümü veriyor. Işığın kendisi de bazen nesneyle olan buluşması, içiçeliği sırasında kendi gizli yanlarını açığa vuruyor.

 

Dioptrics serisiyle ışığın gizemini aramaya başladım. Nesnelerin her seferinde başka bir elbiseye bürünüp kendilerini gözler önüne sermesi, ışığın nesneye çarpması, nesneden yansıması, onu yeni baştan var etmesiyle mümkün oluyor.

 

Işığın oluşturduğu nesneye ait gölge ve ışığın kendisi arasındaki ilişki biçimiyle ilgilenmeye başlayan Emine Akbucak, bu ilişki biçiminin kendine ait bir zaman-mekan olgusu yarattığını gözlemledi. Çalışmasını var olan nesnel gerçekliğin ötesine taşınan, soyut başka bir gerçekliğin daha olabileceği üstünde yoğunlaştırdı. Işık-Zaman-Mekan incelemesini mimari yapılar ve nesneler üzerinde yaptı. Işık ve gölge oyunlarının ayrıcalıklı bir perspektif oluşturduğu mimari yapılarda geometri ve renk kompozisyonları aradı. Çalışmanın geldiği en son noktada renk unsuru ön plana çıktı. Soyut sanatın özünde rengin çok büyük bir yere sahip olduğunu gördü.

 

Emine Akbucak: “Renkler tıpkı müzikte olduğu gibi insan ruhunu direkt ve derinden etkileyen soyutlamayla gelen bir algılama biçimi yaratıyor. Işığın ve renklerin sahip olduğu çarpıcılığı fotoğraflarla izleyiciye aktarmak, izleyiciyle fotoğraflar arasında öznel bir ilişki biçimine ulaşmak istedim. İlham aldığım düşünceleri paylaşmak isterim:

 

Arthur Schopenhauer - İsteme ve Tasarım Olarak Dünya: “Mimarlık yapıtlarının ışıkla özel bir ilişkisi vardır. Onlar tam gün ışığında, arkada mavi gök varken iki kat güzelleşir. Ay ışığından büsbütün farklı etkilenirler. Dolayısıyla, güzel bir mimarlık yapıtı dikmek gerekiyorsa, her zaman onun ışığa, çevre koşullarına uymasına önem verilir. Bunun başlıca nedeni, bütün parçaların, parçaların bütün ilişkilerinin ancak parlak, güçlü bir ışıkla görünür kılınmasıdır. Bence, ışığın doğasını açığa çıkarmak, tıpkı ışığın düpedüz tersi olan ağırlık ile katılığın doğasını açığa çıkarmak gibi, mimarlığın işlevidir. Çünkü, ışık büyük, ışığı geçirmeyen, dış sınırları keskin, çeşit çeşit biçimler verilmiş taş tarafından durdurulur, sınırlanır, yansıtılır. Böylece, ışık özünü, niteliklerini en saf, en açık biçimde açıp sergiler. Bu, bakanlara büyük bir haz verir; çünkü ışık, algı aracılığı ile elde edilen bilginin en yetkin türünün hem koşulu hem de nesnel bağlaşığıdır.”

 

Honzade Uralman:“Bilgi nesnenin kendisinde başlar, duygularla algılanır ve insan bilincinde çeşitli soyutlamalar ve birleşimlere uğrar. Kavramlaşır, ulamlaşır, yasalaşır ve sonra yeniden nesneye döner.”

 

Emine Akbucak ile söyleşi buraya tıklayın

 

EMİNE AKBUCAK

İnternet sitesi, buraya tıklayın


1975 Yozgat doğumlu sanatçı İstanbul Marmara Üniversitesi Radyo Televizyon Sinema Bölümü mezunudur.

Öğrencilik yıllarında sinema yönetmeni olmaya karar verip TÜR-SAK Vakfı’ndan da sinema eğitimi, Şahika Tekand Stüdyo Oyuncuları özel tiyatrosunda tiyatro eğitimi aldı.

1998’de yönetmenliğini Canan Gerede’nin yaptığı ¨The Split/Parçalanma¨ ve yönetmenliğini

Wolfram Paulus’un yaptığı “Der Schatz der vom Himmel viel/Gökten Düşen Hazine” filmlerinde,

ilk kadın set asistanı olarak çalıştı. Birçok film ve dizide yönetmen ve sanat yönetmeni asistanlığı yaptı.

2000 yılında Fransa’da küçük bir kuzey-doğu şehri olan Metz’e yerleşti. Nancy Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde Fransızca öğrendi. Paris’e yerleşti. Burada birçok kısa filmde kostüm ve dekor sorumlusu olarak çalıştı.

İtalyan-Alman asıllı yönetmen Enrico Giordano’nun ¨Downtown¨ filminde yönetmen asistanlığı ve sanat yönetmenliği yaptı.

Aynı yıllarda güzel sanatlar ve fotoğrafla ilgilenmeye başladı.

2004’de Bir fantastik sinema örneği olan ilk kısa film senaryosunu “Uyanıştan Önce Bir Saniye” yazdı.

2007’de Fotoroman tarzında, yerleştirme sanatını da kullanarak ilk kısa filmi ¨Küçük Adam¨ı yaptı.

2008’de Yönetmenliğini Xavier Dugast’ın yaptığı ¨Révolution/Devrim¨ kısa filminin montajını yaptı.

Kasım 2008’de İstanbul, Signature Art Gallery’de ¨Yansımalar¨ adını verdiği fotoğraf serisiyle ilk kişisel sergisini açtı.

2009 Mart-Nisan aylarında, aynı seriyle ikinci kişisel sergisini İstanbul Fransız Kültür Merkezi’nde 5. Uluslararası Su Forumu kapsamında gerçekleştirdi.

Aralık 2009 İstanbul Cemal Reşit Rey sergi salonunda üçüncü kişisel sergisini yaptı.

2010 yönetmenliğini Eran Riklis’in yaptığı Playoff filmi için kadın başrol oyuncusu olan Amira Casar’a koçluk yaptı.

2010 Ekim ayında ¨Yansımalar¨ serisiyle Ankara Çankaya Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde karma sergi yaptı.

2011 “Kız Kardeşimin Düğünü” isimli belgesel filmini 2003/08 yılları arasında doğduğu yer olan Kumkuyu Köyü’nde gerçekleştirdiği çekimler sonrasında yaptı.

 

Lokomotif Kültür ve Sanat Derneği’nin partner olduğu AB projesi "Soundshift” kapsamında Fransa-Marsilya’da gerçekleştirilen “Çocuk Var” adlı performatif gösteri için İstanbul’da göç ve izleri konulu fotoğraf çalışmasını yaptı.

 

Halen İstanbul ve Paris’te yaşayan Emine Akbucak, "Mutluluğun Kokusu" adlı kısa film projesi üzerinde çalışmaktadır.

 

Lokomotif Kültür ve Sanat Derneği üyesidir.

 

-----------------------------------------

 

Emine Akbucak, “Dioptriques Photographies"

31 Mars-14 Avril 2012 (Vernissage : samedi 31 mars 18h30)

Galerie Artist – Çukurcuma

 

2.jpg

 

Un travail photographique sur La Lumière Le Temps L’Espace

 

La lumière est l’élément essentiel lorsqu’on évoque la vue. C’est difficile de parler de l’existence des choses sans parler de la lumière. La différence entre le jour et la nuit réside aussi dans la lumière. La lumière parfois apparaît sur l’objet parfois, elle révèle l’objet lui-même. L’objet pour se faire exister a besoin de l’éclairage de la lumière. Il se pare de la lumière pour se donner une élégance. Et la lumière en rencontrant l’objet, en étant dans la fusion avec l’objet se montre par fois dans ses moindres mystères.

Je me suis mise à la recherche de cette énigme de la lumière dans ce travail photographique que j’intitule Dioptrique. À chaque fois l’objet est « habillé » autrement car la lumière trébuche sur l’objet, elle se reflète sur lui et se télescope avec l’objet.

 

Emine Akbucak s’intéresse aux relations entre l’ombre de l’objet crée par la et la lumière elle-même. Elle a ainsi observé que dans l’inter-action de l’objet, de son ombre et de la lumière, il y a un autre phénomène qui se créé. Il s’agit du temps et de l’espace. Dans son travail elle se concentre sur l’existence d’une réalité abstraite au-delà de la réalité formelle. Elle traite la lumière, le temps et l’espace sur l’architecture et les objets. Dans l’architecture, les jeux de la lumière et des ombres forment une perspective particulière qu’elle cherche à faire apparaître dans une composition géométrique et colorée. Son travail photographique se focalise sur la couleur. L’artiste dit ainsi « Les couleurs comme la musique touchent directement et profondément l’âme et elles créent une modalité de perception abstraite. Je veux apporter au spectateur l’effet percutant qu’ont la lumière et les couleurs. ». Elle constate que les couleurs ont une place important dans l’art abstrait.

 

Entretien avec Emine Akbucak, cliquer sur le lien

 

EMİNE AKBUCAK

Voir le site internet de l'artiste, cliquer ici

 

Née à Yozgat en Turquie en 1975.

Emine Akbucak a obtenu, sa Maîtrise en Communication, Cinéma et Audiovisuel à l’université de Marmara en 2001; pendant ses études, elle prend la décision de devenir réalisatrice. Elle suit alors des cours de cinéma à la Fondation TUR-SAK puis les cours de théâtre chez Şahika Tekand-Actor Studio.

 

En 1998, elle est machiniste sur le film « Parçalanma » de Canan Gerede. Par la suite, elle travaille sur plusieurs projets cinématographiques et séries télévisées en tant qu’assistant réalisateur et assistant du directeur artistique.

Elle a travaillé en tant que costumière et décoratrice sur plusieurs courts-métrages. En 2002, elle est directrice artistique et assistante réalisatrice sur le film « Downtown » d’Enrico Giordano d’origine germano-italienne.

Elle s’intéresse de plus en plus à la peinture et à la photographie pour élargir ses visions sur le monde cinématographique.

En 2007, elle réalise un court-métrage intitulé « Mon petit bonhomme » sur la base de photos et d’installation.

En 2008, elle est monteuse sur le court-métrage « Révolution » de Xavier Dugast.

Elle présente sa première exposition personnelle de photographies intitulée « Les Reflets » à « Signature Art Galerie » à İstanbul en novembre 2008.

L’exposition « Les reflets » a ensuite été présentée à L’institut Culturel Français d’Istanbul dans le cadre du 5ème Forum Mondial de l’Eau entre le 17 Mars et le 4 avril 2009. Sa 3ème exposition personnelle a eu le lieu au mois de décembre au Palais de Congrès de Cemal Resit Rey.

Elle a réalisé son premier film documentaire « Le mariage de ma sœur » qu’elle a tourné dans son village natal Kumkuyu entre 2003-2008.

 En 2010 elle a coaché Amira Casar pour le film de Eran Riklis intitulé « Play-off »

 

En 2010-2011, elle participe au projet « Sound Shift Culture On the Edge : Istanbul Marseille » organisé par Euphonia Radio Grenouille, L’association Lokomotif et Açık Radyo. Dans le cadre de Européen Civil Society Dialogue, d’Istanbul 2010 Capitale Européenne de la culture, elle a passé en mars 2011 un mois de résidence artistique à la Gare Franche de Marseille avec La Friche Belle de Mai. A l’issue de ce travail elle a présenté en collaboration la performance intitulée « Çocuk var » à Marseille. Un spectacle sur les empreintes de l’émigration à Istanbul pour lequel elle a proposé un travail photographique.

 

Depuis l’an 2000, Emine Akbucak vit entre Paris et Istanbul. Elle travaille sur un projet de court-métrage intitulé « L’odeur du bonheur » .

 

Emine Akbuçak est membre de l’association culturelle Lokomotif

 

Dioptrics.jpg

Tag(s) : #Üyeler Özel Vagonu-Compartiment des membres

Partager cet article

Repost 0
Pour être informé des derniers articles, inscrivez vous :